Kuşallar’ın Genç İmamı Sunay Akif, Müslümanları Sevgiye Çağırıyor
Sunay Akif, Komuniga
köyünde yaşıyor. O, imamlıktan başka felç
olduktan sonra tamamen yatağına çakılı kalan annesinin 3 yıldır özel olarak bakıcılığını yapıyor. Genç
imam, bununla ilgili, “Bu
durumu ben Allah-u Teala’nın
bana büyük bir nimeti olarak kabul ediyorum. Çünkü bir yandan evde anneme itaat
ediyorum, öbür yandan kendimi dini açıdan geliştirmek için okuma zamanı
buluyorum. Hani Veysel Karani’yi
duymuşsunuzdur. Onun annesi kör ve Veysel Karani onu yalnız bırakamadığından
Peygamber Efendimizi (SAV) görememiştir.
Bu olaydan anne babaya itaatın önemini anlıyoruz. Peygamber Efendimiz,
“Ümmetimden öyle bir kişi (çoban) var ki, o kıyamet günü gütmüş olduğu
hayvanların vücudundaki kılları kadar insanı şefaat edecek, kurtaracak azaptan.
O, Hırka-i Şerifi giysin, ümmetime dua etsin” diye vasiyet
ediyor. Bugün aynı kişiler Peygamberimizin hırkasını giyiyorlar ve dua ediyorlar.
Kur’an-ı Kerim’de yine buyuluyor ki, “Anne-babanız size bilmediğiniz bir halde, cahillikle
Allah’ın emirlerini men etmek isterlerse, onlara itaat etmeyin. Allah’ın
emirlerini yerine getirin, dünyada onlarla iyi geçinin. Dönüşünüz Allah’a
olacak. Anne-babanıza
nimetlerle yardım edin” dedi.
Sunay Hoca, özel bir dini eğitim almadığını, dini
bilgilerini eski Kuşallar’ın imamından ve kendi kendini geliştirerek elde
ettiğini belirtti. O, “Şükrü Hoca bu konuda beni her zaman destekledi. Nasıl ki sahabiler, Hz. Ömer’in namaz
kıldırmasını istediklerinde o: “Hayır. Ben Ebu Bekir’i uygun görüyorum”
demişti, Şükrü Hoca da bana, “Ben namaz kıldırma hakkımı sana veriyorum. Köyde
cemaatin başında seni görmek istiyorum” dedi. Allah razı olsun, Bölge Müftülüğü’nden ve köydeşlerimden de destek
gördük, yani Müslüman toplumu içindeki birlik
söz konusu” diye paylaştı. Genç imam, bu işin eğitimini almaya kesin kararlı.
O, “İşimizi iyi yapmak, hepimizin borcudur. Özellikle görevimiz dinle ilgili olunca taviz veremeyiz. İslam dinini en güzel şekilde
insanlara örnek olma açısından göstermek zorundayız. Allah-u Teala, Kur’an’da, “Ben
yeryüzünde halife yaratacağım” derken, Allah’ı temsil edecek insanlardan
bahsediyor. Aslında hepimiz Allah’ı temsil edebiliriz, özellikle Allah’ın dinini
yaşayanın temsil etmesi gerektirdiğini düşünüyorum” diye ifade etti. Onun yeni eğitim öğretim yılından itibaren Momçilgrad (Mestanlı) İmam Hatip Lisesi’nde gıyaben öğretim göreceği açıklandı.
Sunay Akif, Hz. Muhammed Mustafa’nın (SAV) yoluna yaklaşık 5 yıl önce koyuluyor.
Buna bir olay sebep oluyor. Bir gün o, şu anda Haskovo’da (Hasköy) yaşayan, gene Kuşallarlı 23
yaşındaki Necip Şaban adında bir dostunun cep telefonunda Arapça “Allah”
yazısını görüyor. Arkadaşı ona “Bu yazıyı biliyor musun?” diye soruyor ve Sunay
Hoca utancından bilmediğini söyleyemiyor. Fakat bu yazının anlamını öğrenme merakı yüreğine yerleşiyor ve
ertesi gün dostunu bulup, ondan yazının Allah-u Teala’nın ismini bildirdiğini öğreniyor. Ayrıca o gün dostundan
beş vakit namaz kılmayı öğreniyor ve o yandan bu yana günlük ibadetlerini hiç
aksatmıyor.
Sunay Hoca, bir de 2 yıldan beri köy camisinde eski imamla
birlikte 8-17 yaş arası 30 civarında çocuklara Kur’an-ı Kerim öğretiyor. Kuşallar’ın imamı, camiye daha çok yaşlıların
geldiklerini, ancak birkaç öğrencisinin ve 19 yaşındaki kardeşinin aralarında
görüldüğünü dile getirdi.
Sunay Akif, genç
Müslümanlara şöyle mesaj vermek istedi: “Allah merkezli yaşam sürdürürlerse,
mutlu olduklarını görecekler. Bu ise temelinde herkesle iyi anlaşmayı öngören Kur’an-ı yaşamaktır. Yunus Emre’nin dediği gibi, “Yaratılanı severiz, Yaradan’dan
ötürü”.
Özellikle dini yaşamaya çalışan kişiler, haddini
aşmamalılar, çünkü onlar Allah-u Teala’yı
temsil eden kişilerdir. Onlar, güzel
ahlak sahibi olmak zorundalar ve kesinlikle diğer kişilerin ahlakını tenkit etmemeliler. Allah’ın öyle bir
adalet sistemi var ki, herkesin hak ettiğini mutlaka verir. Kim kime kötü
davranırsa, zarar verirse, bunun bedelini o kişi, mutlaka alır.
Zulme
uğrayan kişi, mutlak olarak kazançtadır, çünkü ona zulmeden kişinin sevapları ona verilir. Zulmeden kişinin sevapları yoksa, zulmettiği kişinin günahlarını üzerine alır. Tek sözle, herkesle
güzel geçinirsek, en kazançlı biz oluruz”.
Sunay Hoca’nın
ifadesine göre, gençler camilere şöyle getirilebilir: “Allah-u Teala’yı en güzel şekilde
anlatıp, gençlere sevdirmemiz gerekiyor. Namaz kılmaya gel, demenin bir anlamı yok, bunun için temel
kurmak önemli. Bu yönde ailede
terbiye büyük önem arz ediyor. Bir gün Peygamber Efendimize (SAV) bir sahabi
gelip, “Ya Resulallah, ben
çocuğumu nasıl terbiye edeyim” diye soruyor. Hz. Muhammed SAV, çocuğun yaşını
soruyor. Sahabiden yedi yaşında olduğunu öğreniyor. Peygamberimiz ona,”Çocuğunu
terbiye etmeye geç kalmışın” diye vurguluyor. Hz. Muhammed (SAV), şöyle vasiyet
ediyor: “Bir ile 7 yaş
arasındaki çocuk, üç gün ağlasa bile istediğini
yerine getirmeyeceksiniz. Çünkü bu dönemde özellikle çocuğun şuuru yerine oturuyor. Bu dönemde çocuklara
emir vereceksiniz ve böylece evdeki kumandanın siz olduğunuzu göstereceksiniz. Yedi ile 14 yaş arası çocukla birlikte ibadet edeceksiniz. 14-21 yaş arasında genç için artık din
nasihattır. Siz çocuklara dini tüm güzellikleriyle anlatacaksınız ve onları hiçbir
şeye zorlamayacaksınız. Çocuk güzel ahlakla yetişirse, en iyi şekilde
olgunlaşır”.
Kuşallar’ın genç imamı, mülakatımızın sonunda Müslümanları mutlu olmaları için
birbirlerini sevmeye davet etti. Sunay Hoca, bunu şu sözleriyle ifade etti: “Bu zamanda dinin içerisinde veya
dışarısında eksik olan bir şey varsa, bu sevgidir. Anlaşmasızlıkların temelinde
hep sevgisizlik, mutsuzluk yatar. Bir kişi herkesi sevmeyi kendine bir hedef
koymuşsa, bunun sonucunda mutlu olacaktır. Sevgi eken, mutluluk biçer. Bir
misal vermek istiyorum. Kur’an-ı Kerim’de Ali İmran Suresi’nin, 119. ayeti kerimesinde şöyle buyuruluyor: “Fakat sizler öyle
kimselersiniz ki, onları seversiniz. Onlar ise, kitabın tamamına iman ettiğiniz
halde sizi sevmezler. Hem yüzyüze geldikleri vakit, “Biz de mü’miniz” derler ve
tenhada, yalnız kaldıkları zaman da size
olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar.” Kur’an’da mutlak olarak düşmanlarını sevmiş bir topluluğu görüyoruz ki,
bunlar sahabiler. Allah-u Teala,“Benim
sahabim, gökteki yıldızlar gibidir” diyor. İşte
onları örnek alırsak, herkesi sevmeye çalışalım, gönül almayı kendimize ders
edinelim.”
Resmiye MÜMÜN
27 Haziran 2011, Kırcaali Haber Gazetesi Sitesi
6 Temmuz 2011, Kırcaali Haber Gazetesi


Коментари
Публикуване на коментар