Kuşallar’ın Genç İmamı Sunay Akif, Müslümanları Sevgiye Çağırıyor





25 yaşındaki Sunay Mehmed Akif, Çernooçene (Yenipazar) Belediyesine bağlı Komuniga (Kuşallar) köyünün dört aylık yeni imamı. Genç adam bu göreve köyün imamı Şükrü Hoca felç olunca onun teşvikiyle Bölge Müftülüğü tarafından tain edilmiş. Kuşallar’ın nüfusu yaklaşık 400 kişi, köyün camisi cuma namazlarında 70 civarında Müslümanı bir araya topluyor.  

Sunay Akif, Komuniga köyünde yaşıyor. O, imamlıktan başka felç olduktan sonra tamamen yatağına çakılı kalan annesinin 3 yıldır özel olarak bakıcılığını yapıyor. Genç imam, bununla ilgili, “Bu durumu ben Allah-u Teala’nın bana büyük bir nimeti olarak kabul ediyorum. Çünkü bir yandan evde anneme itaat ediyorum, öbür yandan kendimi dini açıdan geliştirmek için okuma zamanı buluyorum. Hani Veysel Karani’yi duymuşsunuzdur. Onun annesi kör ve Veysel Karani onu yalnız bırakamadığından Peygamber Efendimizi (SAV) görememiştir. Bu olaydan anne babaya itaatın önemini anlıyoruz. Peygamber Efendimiz, “Ümmetimden öyle bir kişi (çoban) var ki, o kıyamet günü gütmüş olduğu hayvanların vücudundaki kılları kadar insanı şefaat edecek, kurtaracak azaptan. O, Hırka-i Şerifi giysin, ümmetime dua etsin” diye vasiyet ediyor. Bugün aynı kişiler Peygamberimizin hırkasını giyiyorlar ve dua ediyorlar. Kuran-ı Kerimde yine buyuluyor ki, “Anne-babanız size bilmediğiniz bir halde, cahillikle Allah’ın emirlerini men etmek isterlerse, onlara itaat etmeyin. Allah’ın emirlerini yerine getirin, dünyada onlarla iyi geçinin. Dönüşünüz Allah’a olacak. Anne-babanıza nimetlerle yardım edin” dedi.

Sunay Hoca, özel bir dini eğitim almadığını, dini bilgilerini eski Kuşallar’ın imamından ve kendi kendini geliştirerek elde ettiğini belirtti. O, “Şükrü Hoca bu konuda beni her zaman destekledi. Nasıl ki sahabiler, Hz. Ömer’in namaz kıldırmasını istediklerinde o: “Hayır. Ben Ebu Bekir’i uygun görüyorum” demişti, Şükrü Hoca da bana, “Ben namaz kıldırma hakkımı sana veriyorum. Köyde cemaatin başında seni görmek istiyorum” dedi. Allah razı olsun, Bölge Müftülüğünden ve köydeşlerimden de destek gördük, yani Müslüman toplumu içindeki birlik söz konusu” diye paylaştı. Genç imam, bu işin eğitimini almaya kesin kararlı. O, “İşimizi iyi yapmak, hepimizin borcudur. Özellikle görevimiz dinle ilgili olunca taviz veremeyiz. İslam dinini en güzel şekilde insanlara örnek olma açısından göstermek zorundayız. Allah-u Teala, Kuran’da, “Ben yeryüzünde halife yaratacağım” derken, Allah’ı temsil edecek insanlardan bahsediyor. Aslında hepimiz Allah’ı temsil edebiliriz, özellikle Allah’ın dinini yaşayanın temsil etmesi gerektirdiğini düşünüyorum” diye ifade etti.  Onun yeni eğitim öğretim yılından itibaren Momçilgrad (Mestanlı) İmam Hatip Lisesinde gıyaben öğretim göreceği açıklandı.

Sunay Akif, Hz. Muhammed Mustafa’nın (SAV) yoluna yaklaşık 5 yıl önce koyuluyor. Buna bir olay sebep oluyor. Bir gün o, şu anda Haskovo’da (Hasköy) yaşayan, gene Kuşallarlı 23 yaşındaki Necip Şaban adında bir dostunun cep telefonunda Arapça “Allah” yazısını görüyor. Arkadaşı ona “Bu yazıyı biliyor musun?” diye soruyor ve Sunay Hoca utancından bilmediğini söyleyemiyor. Fakat bu yazının anlamını öğrenme merakı yüreğine yerleşiyor ve ertesi gün dostunu bulup, ondan yazının Allah-u Teala’nın ismini bildirdiğini öğreniyor. Ayrıca o gün dostundan beş vakit namaz kılmayı öğreniyor ve o yandan bu yana günlük ibadetlerini hiç aksatmıyor.

Sunay Hoca, bir de 2 yıldan beri köy camisinde eski imamla birlikte 8-17 yaş arası 30 civarında çocuklara Kuran-ı Kerim öğretiyor. Kuşallar’ın imamı, camiye daha çok yaşlıların geldiklerini, ancak birkaç öğrencisinin ve 19 yaşındaki kardeşinin aralarında görüldüğünü dile getirdi.

 Sunay Akif, genç Müslümanlara şöyle mesaj vermek istedi: “Allah merkezli yaşam sürdürürlerse, mutlu olduklarını görecekler. Bu ise temelinde herkesle iyi anlaşmayı öngören Kuran-ı yaşamaktır. Yunus Emre’nin dediği gibi, “Yaratılanı severiz, Yaradandan ötürü”.  

Özellikle dini yaşamaya çalışan kişiler, haddini aşmamalılar, çünkü onlar Allah-u Teala’yı temsil eden kişilerdir. Onlar, güzel ahlak sahibi olmak zorundalar ve kesinlikle diğer kişilerin  ahlakını tenkit etmemeliler. Allah’ın öyle bir adalet sistemi var ki, herkesin hak ettiğini mutlaka verir. Kim kime kötü davranırsa, zarar verirse, bunun bedelini o kişi, mutlaka alır.

Zulme uğrayan kişi, mutlak olarak kazançtadır, çünkü ona zulmeden kişinin sevapları ona  verilir. Zulmeden kişinin sevapları yoksa, zulmettiği kişinin günahlarını üzerine alır. Tek sözle, herkesle güzel geçinirsek, en kazançlı biz oluruz”.

Sunay Hoca’nın ifadesine göre, gençler camilere şöyle getirilebilir: “Allah-u Teala’yı en güzel şekilde anlatıp, gençlere sevdirmemiz gerekiyor. Namaz kılmaya gel, demenin bir anlamı yok, bunun için temel kurmak önemli. Bu yönde ailede terbiye büyük önem arz ediyor. Bir gün Peygamber Efendimize (SAV) bir sahabi gelip, “Ya Resulallah, ben çocuğumu nasıl terbiye edeyim” diye soruyor. Hz. Muhammed SAV, çocuğun yaşını soruyor. Sahabiden yedi yaşında olduğunu öğreniyor. Peygamberimiz ona,”Çocuğunu terbiye etmeye geç kalmışın” diye vurguluyor. Hz. Muhammed (SAV), şöyle vasiyet ediyor: “Bir ile 7 yaş arasındaki çocuk, üç gün ağlasa bile istediğini yerine getirmeyeceksiniz. Çünkü bu dönemde özellikle çocuğun şuuru yerine oturuyor. Bu dönemde çocuklara emir vereceksiniz ve böylece evdeki kumandanın siz olduğunuzu göstereceksiniz.  Yedi ile 14 yaş arası çocukla birlikte ibadet edeceksiniz. 14-21 yaş arasında genç için artık din nasihattır. Siz çocuklara dini tüm güzellikleriyle anlatacaksınız ve onları hiçbir şeye zorlamayacaksınız. Çocuk güzel ahlakla yetişirse, en iyi şekilde olgunlaşır”.

Kuşallar’ın genç imamı, mülakatımızın sonunda Müslümanları mutlu olmaları için birbirlerini sevmeye davet etti. Sunay Hoca, bunu şu sözleriyle ifade etti: “Bu zamanda dinin içerisinde veya dışarısında eksik olan bir şey varsa, bu sevgidir. Anlaşmasızlıkların temelinde hep sevgisizlik, mutsuzluk yatar. Bir kişi herkesi sevmeyi kendine bir hedef koymuşsa, bunun sonucunda mutlu olacaktır. Sevgi eken, mutluluk biçer. Bir misal vermek istiyorum. Kuran-ı Kerimde Ali İmran Suresinin, 119. ayeti kerimesinde şöyle buyuruluyor: “Fakat sizler öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz. Onlar ise, kitabın tamamına iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Hem yüzyüze geldikleri vakit, “Biz de mü’miniz” derler ve tenhada, yalnız kaldıkları zaman da size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. Kuran’da mutlak olarak düşmanlarını sevmiş bir topluluğu görüyoruz ki, bunlar sahabiler. Allah-u Teala,“Benim sahabim, gökteki yıldızlar gibidir” diyor. İşte onları örnek alırsak, herkesi sevmeye çalışalım, gönül almayı kendimize ders edinelim. 

Resmiye MÜMÜN

27 Haziran 2011, Kırcaali Haber Gazetesi Sitesi 

6 Temmuz 2011, Kırcaali Haber Gazetesi

Коментари

Популярни публикации от този блог

Ahmed Osman, Ailesinin Besicilik Geleneğini Sürdürüyor

Mümün ve Neşet Kardeşler, Ömrünü Hayvanlar Arasında Geçiriyorlar

Природният феномен „Скален прозорец“