Kırcaali’nin İlk Türk Avukatı
Bu yılki Kırcaali günü törenlerini izlerken
Doğu Rodoplar’ın Bulgaristan topraklarına katılmasından sonraki dönemde buralarda
doğup hizmet veren bir sürü Türk aydını gelip geçtiğini düşündüm. Acaba
bunlardan mesleklerine göre ilkleri kimlerdir sorusu takıldı dimağıma. Dünyadan
gelip geçenlere Allah’tan rahmet dilerim. Sağ olanlardan avukat Mustafa
Bayramali ağabey geldi aklıma. Sordum soruşturdum. Barolar bürosundan bilgi
aldım ve kendisinin Kırcaali’nin ilk Türk avukatı olduğunu tespit ettim.
O, 21 Kasım 1938 tarihinde Doğu Rodоplar’ın bağrında, Kırcaali
ili Ardino (Еğridere) İlçesi Brezen (Halaçdere) köyünde dünyaya geldi. Orta
öğrenimini doğduğu köyde, lise tahsilini Ardino kasabasında ikmal ettikten
sonra Sofya Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.
Emek yaşamına gençlik örgütlerinde görev
alarak başladı, belediye
başkanlığı görevinde bulundu. Avukat olarak çalışmaya hevesli olsa da fırsat
verilmedi. O dönemde Türk öyle kolay avukat olamıyordu. Türklerden gösteriş
için hakim, yargıç, savcı vardı, ama hukukçu yoktu. Hukuk bitirenin avukat olarak
çalışabilmesi için önce komunist partisi sözünü söylemesi gerekiyordu. Israr
etse de oradan böyle bir onay verilmeyince 15 yıl şehrin en büyük
işletmelerinin birinde, Perlitt’ de hukuk danışmanlığı yapmak zorunda kaldı.
Demokrasi döneminin ilk yıllarında Avukatlık Yasası’ndan faydalanarak serbest
avukat olarak çalışmaya başladı. Halen aynı meslekte karınca kaderince devam
etmekte, vatandaşa hizmet sunmaktadır.
Aynı zamanda o edebiyat hayranıdır. Daha
öğrencilik yıllarından itibaren Türkçe gazete ve dergilerde çeşitli yazılar
yazdı. Öykü, fıkra, feyleton edebiyat türleri üzerinde kalem oynattı. Çeşitli
yarışmalara katıldı, ödül kazandı. Öykülerinin bir kısmı Türkiye, Yunanistan,
Romanya, Kosovo ve başka ülkelerde de yayımlandı. Yazar öykülerini “Şahin Yuvası”
kitabında toplayıp okuyucularına kıvançla sundu. Derlemeye giren öyküler
yaşanmış olayların ta kendileridir. Kesinlikle düş değildir. Dağların, Dağlının
fısıltısı, feryadıdır.
Bundan başka geniş kitleleri ilgilendiren
yasalara ait Türkçe ve Bulgarca yorumlar yazdı.
İnsanların dertleri çeşit çeşit. Görüşleri
başka başka. Herkes çergeyi kendi yanına çekiyor. Herkes kendine göre haklı. Hani
bir Nasreddin Hoca fıkrası var ya. Hoca iki tarafı da dinledikten sonra birine
dönmüş: “Haklı olan sensin!“, demiş. Öbürüne dönmüş: “Sen de haklısın!”, diye
kestirip atmış. Bu çapraşık zamanda, yasaların sık sık değiştiği dönemde,
vurgunculuğun kol gezdiği, adliyelerin, devlet organlarının yeterince
çalışmadığı zaman diliminde, avukat işi zor olsa da, o buna göğüs gerip
herkesin derdine derman olmaya çalışıyor.
Resmiye MÜMÜN
Kasım 2009, Yeni Hayat Gazetesi-Kırcaali

Коментари
Публикуване на коментар