Çiftçilere Göre Devlet Destek Vermezse Tarımcılık Ölüyor
Kırcaali'nin Miladinovo (Dedeler) köyünün eski muhtarı 60 yaşındaki Yusuf Ahmed, 14 sene köyün başında olmasına rağmen ömrünün yarısını tarımcılıkla geçirmiş. Kendisinden öğrendiğimize göre, 15 dönüm tapulu yeri var, 90 dönüm ise kiralamış. Dönüm başına 35 leva ödüyor veya yerine üzüm veriyor. Kendisine aileleriyle birlikte iki oğlu yardım ediyorlar. Şimdi Yusuf ağabey, 60 ineğe bakıyor, bunların 30-u sağmalı. Az da olsa satmış olduğu sütlerden gelir bekliyor. Ancak geçen senelerden süt toplayan firmalardan alacak paraları var. Tarım Arazileri Tanımlama Sistemi üzere geçen yıl her baş hayvan için 14 leva alacakmış, fakat daha cebinden 14 000 ödemiş, çünkü çalıştığı yerlerde örtüşme çıkmış. Bu sene ise aynı prosedürden 30-35 leva yardım almayı bekliyor. Hayvanları beslemek için de 250 dönüm tahıl bitkisi yetiştiriyor-buğday, arpa, mısır, yonca. Yerlerini kendi makineleriyle işliyor, tabii ki bu konuda komşularını da kıramıyor. Böylece köydeşlerinden makine işleri için geçen senelerden toplayacak 15 000 leva parası var. Ödeyemezlerse ise helâl etmekten başka yapacağı kalmıyor. Artı bu sene gelinleriyle 5 dönüm tütün ekmişler. Topladıkları 1200 diziden bir ton ürün bekliyorlar. Daha ellerine çulları yeni almışlar ve tütünü yeni 2011 yılının ilk aylarında satıp kazancından geç yararlanacaklarını biliyorlar. Zaten ortlama fiyat 8-9 levadan düşük olursa, prim de olmayınca hiç hesap kurtarmayacağını belirtiyorlar. Sekiz dönüm de biber ekmişler, fakat çiftçi, “Bu yıl kötüydü”, diye yakındı. Meyveler çok geç kızarmaya başlamış, ardından kırağı düşmüş ve çiftçinin elinde 10 ton yeşil biber kalmış. Hayvanlarını da onlarla zehirlemek istemiyor ve yere döküp üstünü kepçeyle örtmüş. Yusuf Ahmed, ayrıca her yıl 100 dönüm bağa hizmet ediyor ve ortalama 20-25 ton üzün satıyor. Bu sene ondan da birşey kazanamamış. Bir hafta içinde küflenip dökülmüşler. Ancak 3 ton Bolgar cinsinden satabilmış. Üzümün maliyeti 7-8 000 levaymış, verim değeri ise 5 000. Onlardan da 3 000 leva kira için gitmiş.
Görüldüğü gibi
Yusuf Ahmed’in çiftlik işlerinin durumu hiç de ufuk açıcı değil. Zaten kendisi
de eğer devletin bir şekilde çiftçilere el uzatıp sahip çıkmazsa Bulgaristan’da
tarımın geleceği olmadığını düşünüyor. Böyle devam ederse seneye çiftçilikten
vazgeçmek zorunda kalacaklarını söyledi. Çünkü kazançların düşük, verilen
yardımların yetersiz olup, çobana ücret ödeme ve hayvanların beslenmesine denk
geldiğini belirtti. Bu yüzdеn de кüçük oğlunun çiftliği bırakıp Batı’ya
çalışmaya gittiğini ekledi. Bu nedenle devleti sert eleştirdi: „Devlet yok, sadece sözde var. İktidarda olanlar yukarıda kendi başlarına
ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar, halkla zaten ilgilenmiyorlar. Biraz halkın
arasına insinler, görsünler bakalım ne yapıyoruz, nasıl yaşıyoruz. Bizim nasıl
geçindiğimizi acaba hiç düşünüyorlar mı?! Tarıma destek vermezlerse ne tütüncülük olur, ne
hayvancılık. Hepsi ölecek”.
Maalesef bir sürü
Avrupa Birliği (AB) fonları veya devlet tarım programlarından yararlanamadığımıza
vurguladı. Bunlardan örnek olarak Kırcaali Belediyesi’nin şehir tipinden
yerleşim alanı olarak nitelendirilip Kırsal Bölgeler Gelişimi Programı dışında kalmasını
ve daha SAPARD, Genç Çiftçi, eskiden Rodopi gibi programları örnek gösterdi. Şimdi
tarımcılıkla uğraşanlar yine kendi sermayesi üzere Ekgelir Tarım Programı’na
başvurabilirler.
Yusuf Ahmed, sözlerinin devamında tarımın
bugünkü halini şöyle değerlendirdi: „Büyük proje imkânları olsa da büyük yatırımlar yapılmasını gerektiriyorlar,
bizde ise işte bu ana para yok. Meselâ ben 100 000 levalık proje gerçekleştirmeyi
düşünmüştüm, fakat 50 000 leva yatırım parası olmadığı için vazgeçmek zorunda
kalmıştım. Biz birkaç çiftçi ile birleşmeye de varız, ama artık eski dönemde
olduğu gibi değil, herkes kendi başına serbest çalışmayı tercih ediyor. Bence
küçük çiftçiler büyüklerle birleşmekten çekiniyorlar. Sebep ise onların
yüzünden iflâs edecekler diye korkuyorlar”.
Köy halkının
tütüne alternatif başka tarım
kültürlerine hazır olmadığına dikkat çeken çifti, buna yönelik „Diyelim ki ceviz ekеceğim, kaç senede meyve verecek. 10 sene
yetişmesini mi bekleyeceğim”,
diye retorik soru sordu. Yoksa köyün çok yıllık bitkilerin yetiştirilmesine
uygun yerde olup sulama sistemlerinin de bulunduğunu belirten Yusuf Ahmed, yerli
halkın daha başka ağaçlandırma, altyapı tesisleri inşaatı gibi işlerde çalışabileceğini
söyledi.
Resmiye MÜMÜN
19 Kasım 2010, Kırcaali Haber Gazetesi Sitesi
1
Aralık 2010, Kırcaali
Haber Gazetesi
Коментари
Публикуване на коментар